Niko
NickHotine

Gönül Hecesi Arşivi ‘ Ortaya Karışık ’ Kategorisi

Coşkun Sabah

Çoşkun Sabah Diyarbakır doğumlu olup ailenin ortanca çocuğudur. Değerli sanatçımızın doğum tarihi 16 ekim 1954. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır. Çoşkun Sabah ailesindeki erkek çocuklardan sanatçı olan tek kişi değildir. Sanat ile iç içe olan ailede Çoşkun Sabah’ın kardeşi aranjör Taşkın Sabah , keman ve ud sanatçısı ağabeyi Bülent Sabah’da öne çıkan ve bilinen isimlerdendir. İlk öğrenimine Diyarbakır’da başlayan sanatçımız , ailesinin İstanbul’a göç etmesi sonucu öğrenim hayatına burada devam etmiştir. Burada Nilüfer Hatun Ortaokulu’nu ve Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra 1961 yıllarında müzik ile uğraşmaya başladı. 1969 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı‘na girdi. 1972 yılında İstanbul Radyosu’nda ud çalmaya başladı. 1980 yılına kadar İstanbul Radyosunda kadrolu sanatçı olarak ud çalmaya devam etti. 1975 yılında İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’ne girdi. Buradaki çalışmalarında ve musiki bilgisinin gelişmesinde Münir Nurettin Selçuk ve Dr. Nevzat Atlıg’ın büyük desteğini gördü. Enstürman konusunda ise şuan ud virtüzdü durumundadır. Ayrıca maestro derecesinde keman , çok güzel seviyede kanun ve tanbur da icra edebilmektedir. Kendisini Şerif İçli ve Yorgo Bacanos karışımı olarak değerlendiren sanatçımız , ud konusunda Yorgo Bacanos ve Selahattin Altınbaş‘ı beğenmektedir. Kemani olarakda Sadi Işılay ve Nubar Tekyay’ın yeri Çoşkun Sabah için başkadır. İlk bestesini 1970 yılında yapan sanatçımızın bestesi kürdi makamındaydı. Sanatçımız Çoşkun Sabah’ın şimdiye kadar hemen hemen hepsi plak ve kasetlere okunmuş, çoğuda klasik olmuş 45 kadar değerli eseri bulunmaktadır. “Herşeyimi müziğe borçluyum” diyen sanatçımız , özgün müziğe çok değer vermektedir. Futbol oynamaktan , maçlara gitmekten, film izlemekten ve müzik dinlemekten hoşlanan sanatçımız, koyu bir Galatasaray taraftarıdır. Bu güne kadar müzik dolu bir yaşam süren değerli sanatçımız ; 1978 yılında “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi” adlı bestesi Hürriyet Gazetesinden ” Altın Kelebek” , 1984 yılında ” Kalp Kalbe Karşı Derler” adlı şarkısı Milliyet Gazetesinden ödül almıştır. Ayrıca sanatçının ” Kalp Kalbe Karşı Derler” adlı hicaz bestesi TRT repertuarındadır. “Hatıram Olsun”, “Anılar”, “Aşığım Sana”, “Aşk Kitabı”, “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi”, “Sen Bambaşkasın”, “Benimsin”, “Gel Gelebilirsen”, “İsyanlardayım”, “Var Mı Böyle Bir Sevda”, “Son Buluşmamız” “Bir Pazar Günü”, “İşte Bizim Hikayemiz” adlı şarkıları Türk Müziğinde ün yapmış şarkılar arasındadır. 1990 yılında piyasaya çıkan “Beni Unutma-Aşığım Sana” adlı kasedi yaklaşık 3 milyonsatarak tüm zamanların en çok satan kasedi olmuştur

Bu Konu bugün 1252 kişi tarafından okunmuştur

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe ,delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardı. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı ask beslerlerdi. Fakat aileleri görüşmelerini istemezler, birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardı aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan birbirlerine seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi. Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe ağaca Piremus dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bi mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslan ağzında kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe nin esarpını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe yi öldürerek yediğiydi. Tispe siz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü. Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzleşti. Piremus un cansız vucudu yerdeydi ve elinde Tispe nin düsürdüğü eşarpını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan hiçbir şeyi anlayamamıştı. Ama esarpı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an ve mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmisti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus askı uğruna canına kıymıştı. Tispe bir an bile düşünnmeden hançeri aldı ve göğsüne götürdü. Onların aşkı ölesiye bir aşktı ölüm bile onları ayıramazdı. Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve hançeri sapladı. Birden vücudu Piremusun bendeninin üstüne yığıldı. O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzlestirmek istediler ve bu ciftin üstünde duran agacı bunların askına adadılar. Piremusun kanını bu ağacın meyvelerine, Tispenin gözyaslarını ise ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremusun kan lekesini), dut ağacının yaprakları, (Tispenin gözyasları) temizler.. Bilirmisiniz dut agacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz…

Bu Konu bugün 1162 kişi tarafından okunmuştur

Ugandaki batısındaki masindi bölgesinde bir ilk okula yıldırım düşmesi sonucu 15 i kız 3 ü erkek 18 ögrenci hayatını kaybetti.

Agır yaralanan 36 çocugun ise hastaneye kaldırıldıgı açıklandı.

Bu Konu bugün 184 kişi tarafından okunmuştur

Çinde otobusteki bayan yolcu inecegi duraga gelince tam inecegi sırada şöfer farketmeyerek kapıları kapatıp otobusu sürmeye devam etti.

Şöför kapıyı kapattıgında bayan yolcunun kafası kapının arasına sıkıştı ve acı çekmeye başladı.Fakar şöförün dikkatsizligi sonucu bir durak arası bu şekilde kaldı.

Daha sonra olayı otobusteki yolcuların farketmesiyle otobusu durduran Şöför kapıyı açarak kadını kurtardı.

Bu Konu bugün 163 kişi tarafından okunmuştur

Aracıyla boğaz köprüsüne gelerek aracını park ettikten sonra köprü üzerindeki korkuluklarıda aşarak kendini aşagıya atan Ersin y isimli kişi denizde bulunan balıkçılar tarafından fark edilerek Beylerbeyi sahiline çıkarıldı.

Ersin Y.. olay yerine gelen ambulansla Haydarpaşa numune hastanesine kaldırıldı.

Ersin Y.. ‘ nin aracında bulunan notta Onursuz ve şerefsizce her gün ölecegime Onurlu ve serefli bir kez ölürüm herkezi çok seviyorum en çokta eşimi yazılı not bulundugu açıklandı.

Bu Konu bugün 145 kişi tarafından okunmuştur

Çay Deyip Geçmemek Lazım

Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.

Çayın Alt Demliği
“KAYNANADIR”
Sürekli Kaynar Durur.
Hatta:
Dikkat edilmezse
TAŞABİLİR
Üst demlik
” GELİNDİR”
Alt demlik kaynadıkça
onunda
Hareketi artar.
Ama Zamanla da
Olgunlaşır ve
Demlenir…. …

“GELİNİN KOCASI
ise
Bardaktır.
Her iki Çaydanlıktan da
Yeterince Nasibini Alır.
Biraz Kaynana Doldurur onu;
Birazda Gelin…
Bu nedenle de
Denge Unsurudur.
Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi
Bundandır…. .

“ÇOCUKLAR”
Çayın Şekeridir.
Tat verir.
Çok Şeker
Çayın Lezzetini Bozar.
Şekersiz Çaya alışanlara ise
Bir tanesi bile…
Fazla Gelir…..

“GÖRÜMCE”
ise
Çay kaşığıdır.
Arada Bir gelir;
Karıştırıp Gider….

“KAYINPEDERE GELİNCE”
o da
” Çay Tabağı”dır.
Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;
Bir Kenarda
Lök Gibi Oturur.
Sadece DökülenleriToplar
ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak;
Ara sıra boşaltılması gerekir,
Yoksa Taşıp
Herşeyi Berbat edebilir.

“ÇAY SÜZGECİ”
Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.
Delikler Büyük olursa !
Çayın Tadı Kaçar.

Suyu Isıtan
“ATEŞ” ise
HOŞGÖRÜDÜR.
O Olmadan
Çay da Olmaz.

KISACASI
Bir Bardak Çay
“AİLEDİR”
ve
Ağız Tadıyla içilen
Bir Bardak çayın

Üstüne Yoktur..!

Bu Konu bugün 10 kişi tarafından okunmuştur

Gerçek Aşkın Anlamı

Bir kız ve bir delikanlı, bir motosikletin üzerinde 180 Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

Kız : Lütfen yavaşla, ben korkuyorum

Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli

Kız : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum

Delikanlı : Peki, beni sevdiğini söyle

Kız : Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla

Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl

* Kız delikanlıya sıkıca sarılır

Delikanlı : Kaskımı alıp, kendine takar mısın? Başımı çok sıktı..

Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu.

Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.

Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı.
İşte gerçek aşkın anlamı da buydu

Bu Konu bugün 17 kişi tarafından okunmuştur

Mutlu Evlilik

Çocuk Dedesine Sormuş..
Dede, Nenem İle Kaç Yıldır Evlisiniz?
- 40 Yıldır Evlat Demiş Dede.
- Peki Ama Dede, Ben Sizi Hiç Kavga Ederken Görmedim Bunun Sırrı Nedir?
- Otur Evlat Anlatayım.
Evlat Biz Ninen İle Evlendiğimizde Elde Avuçta Bir Şey Yok,
Kimsemde Yoktu.
Ben Neneni Bizden Oldukça Uzaktaki Köyden Aldım,
Nikahımız Kıyıldı,
Benim At Arabasına Nenenin Üç Beş Eşyasını Attık Ve Bizim Köyün Yolunu Tuttuk.
Yolda Benim Atin Ayağı Sürçtü Ve Tökezledi.

-Ben “Bu Bir” Dedim. Devam Ederken Bir Daha Tökezledi,
-Ben Yine “Bu İki” Dedim. Köye De Daha Epey Yolumuz Vardı,
Bizim Atın Ayağı Bir Daha Tökezleyince
“Bu Üç” Dedim Ve Çektim Belimden Silahı,
Ati Orada Vurdum.
Ben Atı Vurunca Nenen Başladı Bana Söylenmeye.
“Biz Simdi Nasıl Gidiceğiz,
Niye Durup Dururken Atı Vurdun.
Sen De Hiç Akıl Yok Mu. Bu Eşyaları Nasıl Götüreceğiz”
-Ben De Döndüm Nenene
“Bu Bir” Dedim.
O Gün Bugündür, Gül Gibi Geçinip Gidiyoruz… :) )

Bu Konu bugün 112 kişi tarafından okunmuştur

Dünyadaki En Güzel Şey Nedir

Dünyadaki en güzel şey nedir ? sorusunu birçoğumuz Sevmek sonrada sevilmek diye yanıtlarız. Neden sevmek sevilmekten daha güzel diye sorsak sanırım cevabı İnsan sevdiğine, sevildiğinden daha emindir de ondan olacaktır.

Sevilmekten ziyade sevmek bir mucizedir. Dünyaya geldiğimiz an tanışıp memnun olduğumuz ilk şey sevgi olsa gerek. İşte bu tanışıklıktan itibaren sevgi hayatımıza girer ve ölünceye kadar bizimle beraber olur. Çünkü insan yaşamının her devresinde sevgiye ve ilgiye açtır.

Bu açlığı da sevgiden başka doyuracak bir şey yoktur. Farklı dillerde de konuşsak yada hiç konuşamasak da, gözlerimizin dilidir. Sık, sık duymak istediğimiz, duymaktan sıkılmayacağımız iki kelimedir “Seni seviyorum”. Anne kızına, torun ninesine, arkadaş arkadaşa hatta gelin kaynanasına kaynana gelinine söyleye bilmeli. Hatta bu iki kelimeyi ve bu formülü hayatımızdaki tüm sevdiklerimize verebilmeliyiz. Buna formül diyoruz çünkü tıpkı bir iksir gibi söylediğiniz anda karşınızdaki kişinin yüzünü somurtkanlıktan gülümsemeye çevirebiliyor. Deneyin, göreceksiniz. Kendimizi sevelim, başkalarını da sevelim, bu his hepimizin acı ve sıkıntıları olmasına rağmen bize güç verecek, yaşama karşı duruşumuzu daha sağlamlaştıracaktır. Kalplerimizi açıp sevgimizi sunalım. Çünkü buna karşı koyabilecek güçte hiç kimse yoktur hepimizin tek ve bitmek bilmeyen ihtiyacı sevgidir.

Sevgilisi olan tüm üyelerimize mutlu bir ilişki,
Evlenmeyi planlayan üyelerimize masal gibi bir evlilik,
Evli ve aşık üyelerimize bir ömür boyu mutluluk ,
Halen gönlünün diğer yarısını bulamamış üyelerimize de en yakın zamanda sımsıcak bir aşk diliyoruz.

Aşkın doğumu, insanın yarım olması nedeniyledir der kitaplar…Diğer yarınızı bulmanız ümidiyle…

Bu Konu bugün 10 kişi tarafından okunmuştur

Posta Gazetesinden Bir Yazı

Sevgili Haydar Hocam.Ben 17 yaşında bir kızım internette kendime yeni bir erkek arkadaş edindim. Onu çok seviyorum Oda beni seviyormuş. Bana seni ailemle tanştırıcam dedi. Buna çok sevindim. Beni evlerine davet etti. Ailesiyle tanştırmak için. Evlerine gittiğimde evde kimse yoktu. Bana birazdan gelirler dedi. Onları beklerken birer kola içelim dedi. Ben de olur dedim. Odasına geçtik, kolamızı içerken erkek arkadaşım birden uyumaya başladı. Haydar Hocam sizce erkek arkadaşımın hastalığı ne ???

HAYDAR HOCANIN CEVABI : ” Kızım seni anan Kadir Gecesi doğurmus.. “

Bu Konu bugün 12 kişi tarafından okunmuştur