Niko
NickHotine

Gönül Hecesi Arşivi ‘ Atatürk ’ Kategorisi

Atatürk’ün En Sevdigi Yemek

Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği yemeğin zeytinyağlkuru fasulye olduğunu bili…yor musunuz? Atatürk’ün sevdiği yemekler üzerine ufak bir araştırma yaptım ve öğrendiğim kadarıyla Atatürk aşçılarına hiç bir zaman akşam ne yemek yapmaları gerektiğini söylemezmiş. Ama buna rağmen aşçıları her sabah mutlaka kuru fasulye ıslarlarmış… Çünkü ne zaman kuru fasulye isteyeceği belli olmazmış… Etli olarak değil de sade olarak yaptırırmış.. Adına da yağlı fasulye dermiş…

Atamızın sevdiği usül kuru fasulye tarifim karşınızda ..

Malzemeler:
3 bardak haşlanmış kuru fasulye
2 adet yeşil sivri biber
2 adet soğan
5 – 6 diş sarımsak
1 adet ince havuç
1kaşık dolusu tozşeker
5 kaşık zeytinyağı
3 bardak su
Bir limonun suyu
tuz

Hazırlanışı: Bir tencereye zeytinyağını koyup, piyaz gibi kıyılmış soğanlarımızı atıp, kavuralım. Biberleri halka halka doğrayıp, soğanlara ekleyelim. Sarımsakları soyup, içine atalım. Havucu da dilimleyip atalım(havuçları oldukça küçük doğra çabuk kaybolsun diye ). Bir kere daha kavurup, fasulyeleri tencereye dökelim. Üstüne üç bardak sıcak su ilave edelim. Limon suyunu, toz şekeri ve tuzunu da ekleyelim. Önce bir taşım kaynatalım. Sonra kısık ateşe alıp ağzı kapalı olarak 45dakika civarında pişirelim. Tencerenin ağzını açmadan soğumaya bırakalım. Biraz soğuduktan sonra servis edebiliriz.

Afiyet olsun…

Bu Konu bugün 188 kişi tarafından okunmuştur

Atatürkün 3 Özlü Sözü

· Ne mutlu “Türküm” diyene.

· Geldikleri gibi giderler.

· Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

· Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı
bir türlü öğretemedim. Konunun İçeriği için Tıklayınız

Bu Konu bugün 1796 kişi tarafından okunmuştur

Atatürk, insan sevgisine büyük önem vermiştir. O, bir asker ve devlet adamı olarak tarihin çok çalkantılı bir döneminde yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın acımasızlığını ve İstiklâl Savaşı’nın olumsuz şartlarını görmüştür. Savaşın ne denli acı ve kötü olduğuna çok yakından şahit olmuştur. Bu yüzden, “Yurtta barış, dünyada barış. ” diyerek, tüm dünyaya barış ve sevgi dersi vermiştir. Atatürk’ün barışa önem vermesinin altında insana olan sevgisi yatmaktadır. Tek dileği, yeryüzünde barış ve esenliğin kurulmasıydı.

Atatürk, bir konuşmasında şöyle diyordu: “İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını da düşünmelidir. Kendi milletinin mutluluğuna ne kadar önem veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye, elinden geldiği kadar çalışmalıdır.  ”

O, kimseye kin tutmaz, düşmanlık beslemezdi. Herkese karşı hoşgörülü ve iyi kalpli idi. Engin bir insan sevgisine sahipti. Bir konuşmasında, bu sevgiyi şöyle dile getiriyordu: “Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanlara düşmanız. ”
- Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdurlar. Apaçıktır ki, o adam insan olarak yok olacaktır. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Olumlu düşünen bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir. Bir insan böyle hareket ederken, “Benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı farkedecekler mi?” diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce bilinmemesini tercih edecek karakterde bulunanlardır…
Bir adam ki; memleketin ve milletin mutluluğunu düşünmekten çok kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecedir. Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak kendi kişiliği ile ayakta tuttuğunu zanneden adamlar, milletlerinin mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına kavuştururlar. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek bir gaflettir. ( 1937 )

- Bir toplumda kıymet ve kuvvet, onu oluşturan kişilerin kendilerini bir kıymet ve kuvvet olarak kabul etmelerindendir. Ancak, bu gibi kişilerden meydana gelmiş sosyal toplumlar tam bir bütün olarak kıymet ve kudret görünümü arz edebilir. ( 1937)

- Artık insanlık kavramı, vicdanlarımızı arıtmaya ve hislerimizi yüceleştirmeye yardım edecek kadar yükselmiştir…

İnsanları mutlu edeceğim diyen onları birbirine boğazlatmak insani olmayan ve son derece üzücü olan bir sistemdir.
İnsanları mutlu edecek tek vasıta, onları birbilerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir. Dünyanın barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır. ( 1931 )

- İnsanlar daima, yüksek, asil ve kutsal hedeflere yürümelidirler. Bu hareket şeklidir ki, insan olanın vicdanını, beynini ve bütün insanlık anlayışını tatmin eder. Bu şekilde yürüyenler, ne kadar büyük fedakârlık yaparlarsa, o kadar yükselirler ve bu hareket şekli mutlaka açık olur. ( 1926 )

- İnsanların saygı ve şerefinin, itaat ve uyumunun kendinden maddeten değil, manen yüksek olanlar için gösterilmesi insan ruhunun gereklerindendir. ( 1914 )

- Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin. ( 1908 )

- Neşeli olmayan insanlardan iki türlü şüphe edilir; ya hastadır, veyahut o insanın başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu, bir derdi vardır.

- En iyi kişi kendinden çok ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır.

Mustafa Kemal Atatürk

Etiketler : Atatürkün insan sevgisini anlatan özlü sözler, Atatürk’ün insan sevgisiyle ilgili özlü sözleri , ataturk insan sevgisi ozlu sozleri , ile ilgi ozlu sozler, vurgulayan ozlu sozler, anlatan ozlu sozleri, ile ilgili soyledigi ozlu sozler , soyledigi , sevdiği , yazdığı , html , vatan sevgisini , kısa bir , vurgulayan , insanlara , 10 tane , 3 tane – Atatürkün insan sevgisini anlatan özlü sözler, Atatürk’ün insan sevgisiyle ilgili özlü sözleri , ataturk insan sevgisi ozlu sozleri

Bu Konu bugün 16.749 kişi tarafından okunmuştur

Atatürk Hakkında Bilgiler

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Hakkında Ne arıyorsanız aşağıdan bulup Tıklayınız.

Yeni Harflerin Kabulü

Milli Eğitim Devrimi

Ölçüler ve Takvim devrimi

Kılık Kıyafet Devrimi

Atatürk’ün Dil Devrimi

Atatürk’ün sevdiği şarkılar dinle indir

Aydınlanma felsefesi , devrimler ve Atatürk

Yabancı Ülkelerin Atatürk Hakkındaki düşünceleri

Resmi sitelerde Atatürk köşeleri ve linkleri

Atatürk’ün Özlü Sözleri

Atatürk’ün bursa nutku

Atatürkün Kendi Sesiyle 10.Yıl Nutku Dinle-İndir

Atatürk’ün 10.Yıl Nutku

Atatürkün Gençliğe Hitabesinin Öz Türkçesi

ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTÂBESİ

Atatürkün yazdığı şiirler

Atatürk’ün yazdığı kasidei istibdat yahut kırmızı izler şiiri

Atatürk’ün yazdığı hayat serenadı şiiri

Atatürk’ün yazdığı Beşike hadisesi için şiiri

Atatürkün yazdığı hakikat nerede şiir

Atatürk’ün yazdığı Bir Askerin Mezatına şiiri

Atatürk’ün Aldığı Madalyonlar

Atatürk’ün Aldığı Madalyalar

ATATÜRK KRONOLOJİSİ

Atatürk’ün Dil Devrimi

Tekke ve Zaviyeler devrimi

Soyadı Kanunu Devrimi

HalkEvleri

Asker Olarak Atatürk

Halifeliğin Kaldırılması

Atatürk’ün cenaze namazı

Tevhidi Tedrisat Kanunu

Atatürk’ün Ölüm İlanı

Atatürk’ün yaptığı devrimler

Atatürk’ün bazı sonları

Atatürkün İlkeleri

Devlet Adamı Olarak Atatürk

Atatürk’ün son saatleri

Atatürk’ün kişiliği liderlik özelliği

Atatürk’ün ilk komaya girişi

Atatürk’ün etnoğrafyaya defni

Atatürk’ün Karnından su alınması

Atatürk savarona yatı

Atatürk’ün Güney Gezisi

Atatürk Kumandan Benim

Atatürk Ben Hastayım Çocuk

Atatürk’ün doktorları

Atatürk’e konulan ilk teşhis

Atatürk’ün ilk muayenesi

Atatürk’ün vasiyeti tam metni

ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ NOTERE VERİŞİ

Atatürk’ün vasiyet kararını alması

Atatürkün yakını Abdürrahim Tunçok

Atatürk’ün yakını Rukiye Erkin

Atatürk’ün yakını Nebile

Atatürk’ün yakını Afet İnan

Atatürk’ün yakını Ülkü Dogançayın hayatı

Atatürk’ün yakını Sabika Gökçen hayatı

Atatürk’ün Yakını Latife Uşaklıgil hayatı

Atatürk’ün harp okulu yılları

Atatürk’ün okul yılları

Makbule Atadan hayatı

Zübeyde Hanım hayatı

Ali Rıza Efendinin Hayatı

Atatürkün hayatı

İstiklal Marşı

Mustafa Kemal Atatürk Kayseride yeni Türk Alfabesinin uygulamasını gösterirken

Bu Konu bugün 1216 kişi tarafından okunmuştur

Yeni Harflerin Kabulü

1 Kasım 1928′de Latin esasından alınan harfler, (Türk dilinin özelliklerini belirten işaretlere de yer vererek) “Türk harfleri” adıyla 1353 Sayılı Kanunla kabul edilmiştir. Yazı dilinde kullanılan Arap harflerinin yerine Türk harflerinin alınmasını ifade eden Harf Devrimi yapılmıştır. Arap harflerinin Türkler tarafından kullanılması, İslamiyet’in kabulünden sonra başlamış ancak bu harfler, Türk diline hiç bir zaman uyamamıştır. Türkçe, Arap harfleri ile kolay yazılıp okunamıyordu. Harf İnkılabının hedefi, okuyup yazmayı kolaylaştırmak ve yaymak, modern öğretim ve eğitimin gerçekleşmesini sağlamaktı. Harf İnkılabının ilk adımı, 20 Mayıs 1928′de 1288 sayılı kanunla, Arap rakamlarının kullanılmasına son verilerek, uluslararası rakamların kabulü ile başlamıştı.
Atatürk, 9 Ağustos 1928 gecesi İstanbul’da Sarayburnu Parkı’nda düzenlenmiş bir şenlik sırasında, Harf Devrimini halka duyurmuştur; “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız (dilimiz) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz” demiştir. Harf Devrimi, büyük bir tarihi olaydır. Çünkü, sosyal, kültürel ve siyasi alanda geniş yankıları olmuştur.
1 Kasım 1928′de Latin alfabesine dayalı yeni Türk Alfabesinin kabulünden sonra, 24 Kasım 1928′de yayımlanan Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, yurdun her köşesinde Millet Mektepleri açılmış, halka yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Atatürk bu çalışmalara “Millet Mektepleri Başöğretmeni” sıfatıyla katılmıştır.

Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Bu Konu bugün 154 kişi tarafından okunmuştur

Milli Eğitim Devrimi

Atatürk, zaferden sonra, yeni Türkiye’nin kurulmasının eğitime dayandığı, en önemli ve en onurlu görevin eğitim işleri olduğu ve milli eğitim işlerinde kesinlikle başarıya ulaşılması gerektiği inancını taşıyordu. Her gittiği yerde, katıldığı toplantıda, eğitimin temel ilke ve hedeflerini ortaya koymuş, cehaletin eğitim yoluyla ortadan kaldırılabileceğini belirtmiş, öğretmenleri yüceltmiştir.
Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında, Sakarya Savaşı’nın hazırlıkları sırasında Atatürk 16 Temmuz 1921′de bir Maarif Kongresi topladı. Bu kongrede Türkiye Milli Eğitim işlerinin bir programını hazırlamak amacıyla, milli kültürün önemini belirtmiş ve milli eğitim sisteminin gereğinden söz etmiştir. “Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerini milletimizin tarihi tedenniyatında (gerilemesinde) en mühim bir amil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin hurafatından ve evsaf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden uzak, seciye-i milliye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü deha-yı millimizin inkişaf-ı tammı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir.”

Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Bu Konu bugün 16 kişi tarafından okunmuştur

Ölçüler ve Takvim devrimi

1 Nisan 1931 tarihinde çıkarılan 1782 Sayılı Kanunla, eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirilmiş; arşın, endaze, okka, çeki gibi hem belirli olmayan hem de bölgelere göre değişen eski ölçüler kaldırılmıştır. Medeni ölçü sayılan onlu yönteme uygun, metre ve kilogram gibi uzunluk ve ağırlık ölçüleri kabul edilmiştir. Uzunluk ve ağırlık ölçülerinde yapılan bu değişiklikler, ülkede ağırlık ve uzunluk ölçülerinde tek bir sistemin uygulanmasını sağladığı gibi uluslararası ticari ilişkilerde de yararlı olmuştur.
Takvimde Değişiklik
Ayın hareketlerine göre ayları gösteren, saat, rakam ve tatil günleri, gerek memleketin iç hayatında, gerekse dünya ile olan ilişkilerimizde büyük güçlük çıkartıyor, çalışma hayatımızda karışıklıklara neden oluyordu. 26 Aralık 1925 tarihinde kabul edilen kanunlarla Hicri ve Rumi takvim kaldırılarak yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine de uluslararası saat kabul edildi. 20 Mayıs 1928′de de uluslararası rakamlar yasallaştı.
Hafta tatili olarak kabul edilen cuma yerine, pazar gününün resmi hafta tatili günü olması ise, 1935′te çıkarılan bir kanunla sağlanmıştır

Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Bu Konu bugün 1394 kişi tarafından okunmuştur

Kılık Kıyafet Devrimi

Atatürk, 23 Ağustos 1925′te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medeni insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medeni ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Büyük Atatürk, 27 Ağustos 1925′te de İnebolu’da “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” diyerek, medeni yaşayışa uyan kıyafetin kabulü gerekliliğini belirtmiştir. Atatürk’ün uyarması üzerine daha 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı. Bundan sonra, cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı.

Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Bu Konu bugün 1702 kişi tarafından okunmuştur

Atatürk’ün Dil Devrimi

1 Kasım 1928′de Latin esasından alınan harfler, (Türk dilinin özelliklerini belirten işaretlere de yer vererek) “Türk harfleri” adıyla 1353 Sayılı Kanunla kabul edilmiştir. Yazı dilinde kullanılan Arap harflerinin yerine Türk harflerinin alınmasını ifade eden Harf Devrimi yapılmıştır. Arap harflerinin Türkler tarafından kullanılması, İslamiyet’in kabulünden sonra başlamış ancak bu harfler, Türk diline hiç bir zaman uyamamıştır. Türkçe, Arap harfleri ile kolay yazılıp okunamıyordu. Harf İnkılabının hedefi, okuyup yazmayı kolaylaştırmak ve yaymak, modern öğretim ve eğitimin gerçekleşmesini sağlamaktı. Harf İnkılabının ilk adımı, 20 Mayıs 1928′de 1288 sayılı kanunla, Arap rakamlarının kullanılmasına son verilerek, uluslararası rakamların kabulü ile başlamıştı.
Atatürk, 9 Ağustos 1928 gecesi İstanbul’da Sarayburnu Parkı’nda düzenlenmiş bir şenlik sırasında, Harf Devrimini halka duyurmuştur; “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız (dilimiz) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz” demiştir. Harf Devrimi, büyük bir tarihi olaydır. Çünkü, sosyal, kültürel ve siyasi alanda geniş yankıları olmuştur.
1 Kasım 1928′de Latin alfabesine dayalı yeni Türk Alfabesinin kabulünden sonra, 24 Kasım 1928′de yayımlanan Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, yurdun her köşesinde Millet Mektepleri açılmış, halka yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Atatürk bu çalışmalara “Millet Mektepleri Başöğretmeni” sıfatıyla katılmıştır.

Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Bu Konu bugün 17 kişi tarafından okunmuştur

SEVDİĞİ ŞARKILAR
 

  • ALİŞ’İMİN KAŞLARI KARA
Dinle İndir
  • ATLADIM BAHÇENE GİRDİM
Dinle İndir
  • CANA RAKİBİ HANDAN EDERSİN
Dinle İndir
  • ÇANAKKALE İÇİNDE
Dinle İndir
  • DAYLER DAYLER, VİRAN DAYLER
Dinle İndir
  • HAB-GAH-I YARE GİRDİM ARZ İÇİN AHVALİMİ
Dinle İndir
  • KIRMIZI GÜLÜN ALI VAR
Dinle İndir
  • KÖŞKÜM VAR DERYAYA KARŞI
Dinle İndir
  • MANİ OLUYOR HALİMİ TAKRİRE HİCABIM
Dinle İndir
  • SARI ZEYBEK
Dinle İndir
  • ŞAHANE GÖZLER ŞAHANE
Dinle İndir
  • VARDAR OVASI
Dinle İndir
  • YANIK ÖMER
Dinle İndir

 Atatürk Hakkında Diğer Bilgiler

Etiketler : Atatürk Şarkıları , Atatürkün sevdiği şarkılar , Atatürk’ün dinlediği şarkılar , Alişimin kaşları kara , atladım bahçene girdim , cana rakibi handan edersin , çanakkale içinde , dayler dayler , habgahı yare girdim arz için ehvalimi , kırmızı gülün alı var , köşküm var deryaya karşı , mani oluyor halimi takdire hicabım , sarı zeybek , şahane gözler şahane , vardar ovası , yanık ömer - Atatürk Şarkıları , Atatürkün sevdiği şarkılar , Atatürk’ün dinlediği şarkılar , Alişimin kaşları kara , atladım bahçene girdim , cana rakibi handan edersin , çanakkale içinde , dayler dayler , habgahı yare girdim arz için ehvalimi , kırmızı gülün alı var , köşküm var deryaya karşı , mani oluyor halimi takdire hicabım , sarı zeybek , şahane gözler şahane , vardar ovası , yanık ömer

Bu Konu bugün 1416 kişi tarafından okunmuştur